0533 456 75 94
info@lenuspsikoloji.com 0533 456 75 94

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı ve Terkarlar)

lenuspsikoloji

Obsesyon ve Kompülsiyon Nedir?

Obsesyon (saplantı); istenmeden gelen, belirgin anksiyete veya sıkıntıya neden olan, yineleyici düşünce, dürtü ve imajlar olarak tanımlanır. Kişinin obsesyonlara tepki olarak ortaya koyduğu ve/veya katı bir şekilde uygunlanması gerektiğine inandığı kurallara göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemlere ise kompulsiyon (zorlantı) olarak adlandırılır. Obsesyonları anksiyeteye şartlanmış düşünceler olarak görebiliriz. Normal koşullar altında bunlar bir süre sonra söner. Fakat kendiliğinden gerçekleşecek olan bu sönmeyi kişi beklemeden kompulsiyonları devreye soktuğunda kişide duygu yoğunluğu azalamaz, sönme gerçekleşemez ve tekrarlamalar baş gösterir. Obsesyonlar istemsiz olmasına karşın kompulsiyonlar istemlidir. Obsesyonların neden olduğu sıkıntıyı azaltma işlevine sahiplerdir. Kişiler obsesyonunu tetikleyen ve ortaya çıkaran durumlardan çeşitli yollarla kaçınarak anksiyete yaşamanın önüne geçmeye çalışırlar. Bu şekilde obsesyonla yüzleşmeyi engellemiş olurlar. Büyük çerçeveden baktığımızda bu kaçınmacı davranışlar kişinin korktuğu düşüncelerle yüzleşmesini engellerken kompulsiyonları da bu düşüncelerle yani obsesyonlarla yüzleşmeyi durdurucu bir yol oynar. Kişi korktuğu olasılıkların gerçekleşmediğini gözleme şansını bulamaz ve böylece de OKB belirtileri süreğenleşir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı ve Terkarlar)

 

OKB’ye (Obsesif Kompulsif Bozukluk) Ne Sebep Olur?

OKB’ye getirilen bir başka açıklama ise belirtilerin, bastırılmış bilinçdışı dürtülerin sonucu olarak ortaya çıktığıdır. Kişi bazı düşünce ve dürtülere önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır. Bunun sonucunda ise bu düşünceler birer obsesyona dönüşür. Saplantılar, kişinin normal rutinine, meslek işlevlerine, olağan sosyal aktivitelerine, arkadaş ve aile ilişkilerine önemli ölçüde engel teşkil edebilir.

Kişinin obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallara uygun biçimde kendini yapmaktan alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ise kompulsiyonlardır. Bunlara örnek olarak; aşırı derecede el yıkama, düzene koyma, kontrol etme ya da zihinsel eylemler; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde tekrarlama gibi davranışlar verilebilir. OKB’li bireylerin geçmiş yaşantılarına bakıldığında fazla müdahaleci bir bakım veren, benliğinin kötü, kirli, utanç verici olduğuna dair aşılanmış inançlar, katı bir biçimde verilmiş tuvalet eğitimi ile karşılaşılma olasılığı bir hayli yüksektir. Bunun yanı sıra bu kişilerin hayatlarının büyük bir bölümünde mükemmeliyetçi, abartılmış bir sorumluluk algısı taşıdığı ve büyüsel/batıl düşünce yapısına sahip olduğunu da gözlemlemek mümkündür.

OKB kronik ve önemli ölçüde yeti yitimine yol açan psikiyatrik rahatsızlıkların başında gelir. Bazı obsesyon ve kompulsiyonlar çok fazla vakit alabilir, bazıları kişinin hem kendine hem çevresine maddi ve manevi zarar verecek boyutlara ulaşabilir. Kişi bu zorlukların ve OKB’nin neden olduğu sıkıntının farkındadır. Özellikle kompulsiyonlar çevre tarafından fark edilebilir olduğunda daha fazla gerginlik yaratabilir.

Pür OKB tanısı alanların oranı başka bir rahatsızlığın eşlik ettiği tanılı hastalara göre daha düşüktür. Depresyon, anksiyete bozuklukları ve çeşitli kişilik bozuklukları OKB’ye eşlik eden yaygın rahatsızlıklardandır. OKB tanısı alanları büyük çoğunluğu 25 yaş öncesi bireylerden oluşur.

Zaman zaman hepimizin saplanıp kaldığı zihnimize istemsizce hücum eden düşünceleri olabilir. OKB’de ise intrüzyon adını verdiğimiz bu tür düşünceler daha sık ve daha yoğun olarak meydana gelir. Ayrıca benliği tehtid edici bir anlamı vardır; kabul edilemez ve kontrol edilemez olarak algılanır. Bunun sonucu olarak da kişinin suçluluk duygusu tetiklenir ve bu düşüncelere daha yoğun bir direnç gösterir. OKB’de iç görü özellikle hastalığın gidişatını belirlemede oldukça büyük bir önem taşır. İyi iç görüye sahip bir kişi OKB inançlarının doğru olmadığının veya olmayabileceğinin farkındadır. Kötü iç görü ise bireyin bu inançlarının büyük olasılıkla doğru olduğunu düşünmesidir. İç görü olmadığı durumlarda ise kişinin OKB inançlarını kesinlikle doğru olduğuna inandığını görürüz.

Yazıda bahsedilen konuların tümü obsesif kompulsif  kişilerle çalışılabilir. Siz de kendinizle olan yolculuğunuzda size eşlik edecek bir uzman arıyorsanız, Lenus Psikoloji’ye başvurabilirsiniz

Sohbete Başla
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz ?